Bilge Karasu anısına

"Gece" / "Night"

Kolaboratif Performans Önerisi / Collaborative Performance Proposal

Aracı / Mediator : Didem Erk

Sanatçılar / Artists : Âli Yeşilova, Bahadır Cihangir Genç, Didem Erk, Duygu Demir, Eşref Yıldırım, Karahan Kadırman, Orçun Baştürk, Özgün Yüzen, Pınar Derin Gencer, Sumru Ağıryürüyen, Şengül Durucu

Eski Datça Otel

27 Mart / March 2018, Salı / Tuesday
20:00-23:00


İstanbul Art News, Mart 2018, "Performans Sanatının Yeni Temsilciler" dosyası

"Yenilgi Günlüğü" sergisi kapsamında 24 Şubat 2018 günü Sevim Gözay, Dr. Bahar Tezcan ve Ali Duran Topuz'un katılımıyla Zilberman Gallery'de gerçekleştirilmiştir.
Çekim: Kayhan Kaygusuz


Yenilgi Günlüğü sergi kataloğu; Ahmet Ergenç'in sunum yazısıyla (PDF)









Eşref Yıldırım
Yenilgi Günlüğü / Diary of Defeats
09.01.2018 - 24.02.2018
Açılış / Opening: Cumartesi / Saturday, 06 Ocak / January, 18.00 (6 PM)

*Please scroll down for English

Zilberman Gallery–İstanbul, Eşref Yıldırım’ın "Yenilgi Günlüğü" başlıklı kişisel sergisini duyurmaktan mutluluk duyar. Sanatçının Zilberman Gallery’deki üçüncü kişisel sergisi "Yenilgi Günlüğü", 9 Ocak – 24 Şubat 2018 tarihleri arasında galerinin Mısır Apartmanı’ndaki ana sergi mekanında izlenebilir.

Eşref Yıldırım'ın çalışmaları, toplumsal ve siyasi güç odaklarına işaret eden medya temsillerinden ve toplumu şekillendiren sosyal tabulardan yola çıkar. Sanatçı, sosyal hiyerarşilerin baskısından, tanımlanmış cinsiyet rollerinden ve ırkçılıktan bunalan bireysel yaşamlara odaklanır. Yıldırım'ın resimle olan sürekli diyaloğu, geri dönüştürülmüş malzeme seçimi, yerleştirme ve performans gibi farklı medyumlara uzanan pratiği sanata olan yaklaşımının temelinde yer alır. Yıldırım’ın, Zilberman Gallery–İstanbul’da gerçekleşen kişisel sergisi bu pratiğin devamı niteliğinde, Turgut Uyar’ın “Yenilgi Günlüğü” şiirinden yola çıkarak sanatçının farklı yollarla, farklı malzemelerden ürettiği günlükleri içeriyor.

“hiçbir şeye hazırlıklı değildik
oyunlar oynandı, gökler kapandı, yenildik”

Yıldırım, sergisinde, geçmişte kişisel olma özellikleriyle öne çıkan günlüklerin günümüzdeki durumunu sorguluyor ve kişiselle kamusal alan arasındaki çizgide salınan varlıklarına dikkat çekiyor. Günümüzde yaşadığımız hayatlar, sadece bize ait olmanın ötesine geçiyor, iletişim araçlarından her dakika felaket haberleri aldığımız bir zamanda kendi kendimize, kendi derdimizle kalabilmemiz her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bu durumu gözlemleyen sanatçı sergisindeki çalışmalar üzerinden şu soruyu soruyor: Her gün onlarcasını gördüğümüz haber ve görseller sürekli zihnimize şiddet uygularken “iyi” olabilir miyiz?

“başarılmamış bir geçmişten artakalan şaşkınlık”

İlk günlük, sergi mekanında sanatçının iple örerek yazdığı ve sürekli uzayan bir şerit olarak kurguladığı bir çalışma olarak izleyiciyle buluşuyor. Bu çalışma, örme eyleminin sürekli akan hayatın hızına yetişemeyen yavaşlığına dikkat çekiyor. Bir bilgiyi anlamaya zaman bulamadan sürekli yenilerinin gelmesinden duyduğumuz şaşkınlığı anımsatıyor. Diğer bir günlük, sanatçının diğer her şeyden yalıtılmış rahatsız edici beyaz bir oda olarak kurguladığı video odasında sürekli ölüm haberleri veren spikerlerin sesleri olarak varlığını sürdürüyor. Bir yandan sıradanlaşmış şekilde her gün devam eden trafik kazaları, kadın cinayetleri, iş cinayetleri, bazen de bir anda gelen felaketler izleyicinin kulaklarında yankılanıyor.

“beklemek bir tepenin mutluluğunu
bir acının yakıp geçmesini beklemek..”

"Doğaya kaçmanın" huzur verdiği düşünülür ama en azından bir internet bağlantısına sahip çağımız insanı için her gün sürekli akan şiddet dolu haber görsellerinden kaçmanın bir yolu yoktur. Sanatçı, yine bir günlük tutar gibi seçtiği bazı haber görsellerinden yola çıkarak yaptığı resimleri, her gün yürüyüş yaptığı ormandan bir görüntünün üzerine yerleştirerek yaşadığımız hayatların kamusallığına vurgu yapıyor. Aynı orman imgesi, galerinin girişinde sergilenen video çalışmasında da performatif bir eylem mekanı olarak kendini gösteriyor.

Sergiye aynı zamanda, kolektif olarak yazılmış günlüklerden oluşan bir kitapçık eşlik ediyor. Serginin kataloğunun lansmanı ve panel konuşması önümüzdeki günlerde duyurulacaktır. 


Sergi ile ilgili daha fazla bilgi için Serhat Cacekli ile iletişime geçebilirsiniz: serhat@zilbermangallery.com

***Alıntılar Turgut Uyar’ın “Yenilgi Günlüğü” şiirindendir.

_____________________________________________________

Zilberman Gallery is pleased to announce Eşref Yıldırım’s solo show “Diary of Defeats”. His third solo show at Zilberman Gallery–Istanbul, “Diary of Defeats” can be seen at the main gallery in Mısır Apartment between the dates January 9 – February 24, 2018.

Eşref Yıldırım’s works are based on media representations that point out loci of social/political power and social taboos that shape the society. They focus on individual lives that are under the oppression of social hierarchies, established gender roles and racism. Yıldırım’s artistic practice is founded on his consistent dialogue with painting, his use of recycled materials and his practice comprising various mediums such as installation and performance. Inspired by Turgut Uyar’s poem “Diary of Defeats”, Yıldırım’s latest show at Zilberman Gallery–Istanbul showcases diaries made in various ways with various materials, representing a continuation of his practice.

“we weren’t ready for anything
games were played, skies were overcast, we were defeated”

The exhibition questions the current state of diaries that used to be personal items, and emphasizes how they fluctuate between being personal and public. Our lives do not just belong to us anymore, and it gets increasingly difficult to be alone with our thoughts in an age when we keep receiving news of disasters every single minute through social media. Having observed this situation, Yıldırım asks the question “Is it even possible to feel “good” when dozens of news and images inflict violence on our minds each and every day?”

“confusion left behind from a past without success”

The first diary is in the form of a text woven with rope—an ever-extending line. It points out the slowness of weaving, unable to catch up with the speed of life. It brings to mind our bewilderment caused by continuous delivery of new information without perceiving its real meaning. Another diary consists of an isolated white room in which you only hear the voices of reporters reading news of death. It’s a non-stop stream of news announcing traffic accidents, murdered women, workplace homicides and unexpected disasters.

“waiting for the happiness of a hill
waiting for pain to scorch and pass...”

“Taking refuge in nature” is thought to be peaceful, however it’s not possible for an individual with an internet connection to avoid the constant stream of news of violence. Basing his paintings on some selected news images, Yıldırım does not only create a personal visual diary, but also emphasizes the public nature of our lives by overlaying these paintings on the image of the forest where he takes daily walks. The same forest can also be seen as a performance space in the video shown at the entrance of the gallery.

The show is accompanied by a publication consisting of diary entries written collectively. A public event will be organized as part of the exhibition, with the launch of the exhibition catalogue, and an artist talk, details TBA.

For more information about the show, contact Serhat Cacekli at
serhat@zilbermangallery.com

***All excerpts are from Turgut Uyar’s poem “Diary of Defeats”.






Ahmet Muhip - Münire Dıranas "İki Yalnız Ağaç", 2017
Tuval üzerine karışık teknik
130x200 cm


Contemporary Istanbul 201714/09/2017 - 17/09/2017, Lütfi Kırdar Rumeli Salonu






İki Yalnız Ağaç


Garip bir su kenarında iki ağaç;
Genç, dinç, anaç…
Diyecekleri bir şey var; var, varsa da
söylemez, susarlar hep – ölü ya da sağ.



Gör ki, gün batınca yıldızlara karşı
Salınışı
Ağaçların söyleyecekleri nesi varsa,
Nesi yoksa apaçık – ölü ya da sağ.

Ahmet Muhip Dıranas